NDİMARPlanning & Consultancy
← Güncel

Yayınlar · Makale · 5 Kasım 2026

Aral Krizi: Ölçüsünü Kaybeden Bir Havzanın Mekânsal Planlamaya Yansımaları

Nadir Doğan Şehir Plancısı, ND İmar A.Ş., Ankara

Öz

Aral Gölü, 1960'ta yaklaşık 67.000 km² yüzölçümü ve 1.089 km³ hacmiyle dünyanın dördüncü büyük gölüydü. Gölü besleyen Ceyhun ve Seyhun nehirlerinin sularının sulamaya yönlendirilmesiyle göl, yarım yüzyılda hacminin onda dokuzundan fazlasını kaybetmiştir. Bu makale, "Aral krizi" olarak anılan süreci, gerçekleşmiş bir felaketten çok hâlâ süren ve kararlara bağlı bir kriz olarak ele almaktadır. Çalışma, literatür ve belge taramasına dayanarak gölün fiziksel değişimini, kurumayı doğuran nedenleri, 2025–2026 itibarıyla havzanın durumunu ve yukarı ile aşağı havza ülkeleri arasındaki su-enerji-gıda-ekosistem (WEFE) düğümünü incelemektedir. 1960 öncesi su bilançosu, göle giren suyun yaklaşık yüzde 80'inin iki nehirden geldiğini ve bu nedenle nehirlerin sulamaya yönlendirilmesinin dengeyi kaçınılmaz olarak bozduğunu göstermektedir. Bulgular, aynı havzada farklı kararların farklı sonuçlar doğurduğunu göstermektedir: Kuzey Aral, Kokaral Barajı ve havza içi iş birliğiyle kısmen toparlanırken Güney Aral büyük ölçüde Aralkum çölüne dönüşmüştür. Makale, bu deneyimden mekânsal planlama için altı çıkarım ortaya koymaktadır: havzanın planlama birimi olarak alınması, kararların kaynak envanterine dayandırılması, sektör politikalarının ortak bir mekânsal çerçevede buluşturulması, yavaş ilerleyen sorunların erken izlenmesi, sınır aşan havzalarda ortak kurum ve veri altyapısı ve onarım müdahalelerinde taşıma kapasitesinin gözetilmesi.

Anahtar kelimeler: Aral krizi, sınır aşan havza yönetimi, WEFE düğümü, mekânsal planlama, iklim değişikliğine uyum, Orta Asya

Abstract

The Aral Sea, once the world's fourth-largest lake, lost more than nine-tenths of its volume within half a century after the waters of the Amu Darya and Syr Darya were diverted for irrigation. This article treats the "Aral crisis" not as a completed disaster but as an ongoing crisis shaped by decisions. Based on a literature and document review, it examines the physical change of the lake, the causes of desiccation, the state of the basin in 2025–2026, and the water-energy-food-ecosystems (WEFE) nexus between upstream and downstream countries. The pre-1960 water balance shows that about 80 percent of the lake's inflow came from the two rivers. The findings show that different decisions in the same basin produced different outcomes: the Northern Aral partially recovered, while most of the Southern Aral became the Aralkum desert. The article draws six lessons for spatial planning.

Keywords: Aral crisis, transboundary basin management, WEFE nexus, spatial planning, climate adaptation, Central Asia

1. Giriş

Doğal kaynakların korunması, kullanılması ve paylaşımı, dünyanın yaşamsal önemdeki gündemlerinin başında gelmektedir. Evrende mikrodan makroya işleyen bir düzen vardır ve bu düzene müdahale eden tek varlık insandır. İnsanın sınırsız talepleri ile kaynakların sınırlılığı arasındaki gerilimin mekândaki en açık izlerinden biri Aral Gölü'dür.

Aral, Kazakistan ile Özbekistan'a bağlı Karakalpakistan arasında yer alan kapalı bir havza gölüdür (Harita 1). Havzası, Özbekistan ile Tacikistan'ın tümünü; Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Afganistan'ın ise bir bölümünü kapsar (Harita 1). Bu nedenle Aral, altı ülkenin su, enerji ve gıda güvenliğini doğrudan ilgilendiren sınır aşan bir meseledir.

Harita 1. Aral Gölü'nün konumu ve su toplama havzası Kaynak: Yazarın çalışması.

Aral üzerine zengin bir literatür bulunmaktadır (Micklin, 1988, 2007; Glantz, 1999; Aladin vd., 2009). Ancak bu literatürün büyük bölümü hidroloji, ekoloji ve su diplomasisi alanlarındadır. Aral deneyiminin mekânsal planlama açısından ne anlama geldiği daha az tartışılmıştır. Bu makale, bu boşluğa bir plancı bakış açısıyla katkı sunmayı amaçlamaktadır.

Makale üç soruya yanıt aramaktadır:

  1. Aral'ın kurumasına hangi kararlar ve süreçler yol açmıştır?
  2. Havza bugün hangi durumdadır ve farklı politikalar hangi sonuçları doğurmuştur?
  3. Bu deneyim, havza ölçeğinde mekânsal planlama için hangi çıkarımları sunmaktadır?

Aral, belirli bir dönemin ya da bir uluslararası toplantının gündemi değildir. İnsan müdahalesinin bir havzanın dengesini nasıl bozabileceğini gösteren ve her iklim, su ve kalkınma tartışmasında başvurulması gereken kalıcı bir örnektir.

2. Kavramsal çerçeve

2.1. Felaketten krize: "Aral krizi" kavramı

Literatürde Aral'da yaşananlar sıklıkla "Aral felaketi" (Aral Sea disaster) olarak adlandırılır (Micklin, 2007). BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon da 2010'daki bölge ziyaretinde Aral'ı dünyanın en büyük çevre felaketlerinden biri olarak nitelendirmiştir. Bu makalede ise "kriz" kavramı tercih edilmektedir.

Bu tercihin iki nedeni vardır. Birincisi sürekliliktir: Felaket gerçekleşmiş bir kaybı anlatır; kriz ise hâlâ süren ve yönetilmesi gereken bir durumu ifade eder. İkincisi karardır: Kriz sözcüğü Yunanca krisis (ayırma, karar verme) kökünden gelir. Aral'da kayıp yaşanmıştır, ancak havzanın geleceği bugün verilen kararlara bağlıdır.

Aral krizi dört boyutta yaşanmaktadır: ekolojik (gölün küçülmesi, tuzluluğun artması, tür ve sulak alan kaybı, yeni bir çölün oluşması), ekonomik ve sosyal (balıkçılığın çökmesi, geçim kaynaklarının yitirilmesi), sağlık (tuz ve toz fırtınalarının etkileri) ve yönetişim (kıyıdaş ülkelerin ortak politika oluşturmakta zorlanması).

Glantz (1999), Aral'ı "yavaş ilerleyen çevre sorunları"nın (creeping environmental problems) tipik örneği olarak tanımlar. Bu yaklaşıma göre her biri tek başına küçük görünen kararlar yıllar içinde birikerek bir felakete dönüşür ve karar vericiler eşiğin aşıldığını çoğu zaman geç fark eder.

2.2. Su-enerji-gıda-ekosistem (WEFE) düğümü

WEFE düğümü yaklaşımı, su, enerji, gıda ve ekosistemlerin birbirinin hem girdisi hem çıktısı olduğunu kabul eder. Sulama enerji ister, enerji üretimi su ister, gıda üretimi her ikisine ve sağlıklı ekosistemlere bağlıdır. Bu nedenle sektörlerden birinde alınan karar diğer üçünü de etkiler.

1992 Rio Konferansı'ndan doğan üç sözleşme, yani BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi ve Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi, çoğunlukla ayrı masalarda ele alınır. Aral ise bu üç sorunun ve WEFE düğümünün dört sektörünün aynı havzada birlikte yaşandığı bir örnektir. Konu, BM 2030 Gündemi'nin (United Nations, 2015) temiz su (SKA 6), sürdürülebilir kentler (SKA 11), iklim eylemi (SKA 13) ve karasal yaşam (SKA 15) amaçlarıyla doğrudan ilişkilidir.

3. Yöntem

Makale nitel bir literatür ve belge taramasına dayanmaktadır. Kaynaklar üç grupta toplanmıştır:

  • Hakemli akademik yayınlar: Gölün tarihsel fiziksel değişimi ve kuruma nedenleri için (Micklin, 1988, 2007; Glantz, 1999; Aladin vd., 2009; Schmeier ve Shubber, 2018).
  • Kurumsal raporlar: Havza yönetişimi ve bölgesel iş birliği için uluslararası kuruluşların ve düşünce kuruluşlarının yayınları (International Crisis Group, 2014; Öğütcü, 2016; Yıldız, 2014).
  • Güncel resmî açıklamalar ve haberler: 2024–2026 dönemine ait veriler için.

Güncel sayısal veriler ilgili hükümetlerin açıklamalarına dayandığından bağımsız doğrulamaya ihtiyaç duyabilir. Farklı kaynaklardan gelen veri dizileri farklı yöntemlerle üretildiğinden doğrudan karşılaştırılırken dikkatli olunmalıdır. Bulgular, çalışmanın araştırma sorularına göre düzenlenmiş ve mekânsal planlama açısından yorumlanmıştır.

4. Bulgular

4.1. Gölün fiziksel değişimi

Aral, suyunun yaklaşık beşte birini yağıştan, kalanını Ceyhun (Amuderya) ve Seyhun (Sirderya) nehirlerinden alır ve gelen su ile buharlaşma dengede kaldığı sürece seviyesini korur (Micklin, 1988). 1960'lardan itibaren bu denge bozulmuş, göl 1980'lerin sonunda Kuzey (Küçük) ve Güney (Büyük) Aral olarak ikiye ayrılmıştır (Tablo 1).

Tablo 1. Aral Gölü'nün seçilmiş yıllara göre fiziksel özellikleri

YılSu kütlesiSeviye (m)Alan (km²)Hacim (km³)Tuzluluk (g/l)
1961Aral Gölü (bütün)53,466.5111.08910
1989Büyük Aral39,137.41035030
1989Küçük Aral40,6—2030
2007Büyük Aral, doğu havzası29,56.1179,5120–160
2007Büyük Aral, batı havzası29,5—58100
2007Küçük Aral42,03.4872711–14
2025Küçük (Kuzey) Aral—3.06524,1düşüyor

Kaynak: 1961–2007 Aladin vd. (2009); 2025 Ismailov (2025). İki dizi farklı yöntemlere dayanmaktadır.

1961'den 2007'ye gölün toplam hacmi yaklaşık 1.089 km³'ten 100 km³ civarına inmiştir. Güney Aral'ın doğu havzasında tuzluluk, okyanus suyunun (yaklaşık 35 g/l) dört katını aşmıştır. Gölün 1989 ile 2008 arasındaki değişiminin mekânsal boyutu Şekil 1'de görülmektedir.

Şekil 1. Aral Gölü'nün 1989 (solda) ve 2008 (sağda) uydu görüntüleri Kaynak: NASA (2008), Wikimedia Commons üzerinden.

4.2. Havzanın ve gölün su bilançosu

Aral havzası, FAO'nun geniş tanımına göre yaklaşık 1,76 milyon km²'dir; aynı raporun tablosunda 1,74 milyon km² değeri verilir (FAO, 2012). Kaynaklar arasındaki farklar, havza sınırının çevredeki kapalı alt havzaları kapsayıp kapsamamasından kaynaklanır. Bu alan, gölün 1960 öncesi yüzey alanının yaklaşık 27 katıdır.

Havzada yağış son derece değişkendir: alçak ovalarda ve vadilerde 80–200 mm/yıl, dağ eteklerinde 300–400 mm/yıl, dağların güney ve güneybatı yamaçlarında 600–800 mm/yıl, Pamir ve Tanrı Dağları'ndaki kaynak bölgelerinde ise 800–1.600 mm/yıl düzeyindedir (FAO, 2012). Başka bir deyişle su dağlarda doğar, ovalarda tüketilir; gölün kaderi bu iki bölge arasındaki taşıma hattına, yani nehirlere bağlıdır.

Gölün büyük ölçüde dengede olduğu 1960 öncesi dönemin yaklaşık su bilançosu Tablo 2'de verilmiştir.

Tablo 2. Aral Gölü'nün 1960 öncesi yaklaşık yıllık su bilançosu

BileşenMiktar (km³/yıl)Göl yüzeyine göre (mm/yıl)
Ceyhun ve Seyhun'dan göle ulaşan su47–50—
Göl yüzeyine düşen yağış5,5–6,583–98
Yeraltı suyu girişi5–6—
Toplam giriş57,5–62,5—
Göl yüzeyinden buharlaşmayaklaşık 60yaklaşık 910

Kaynak: FAO (2012). mm/yıl değerleri, yaklaşık 66.000 km²'lik göl yüzeyi esas alınarak yazar tarafından hesaplanmıştır. 1 km³ = 1 milyar m³.

Tablo 2, gölün dengesini neyin sağladığını açıkça göstermektedir. Göl yüzeyine doğrudan düşen yağış, buharlaşmanın yalnızca yüzde 9–11'ini karşılıyordu; toplam girişin yaklaşık yüzde 80'i iki nehirden geliyordu. Nehir suları sulamaya yönlendirildiğinde bu nedenle denge kaçınılmaz olarak bozulmuştur. Bu değerler tarihîdir ve bugün küçülmüş göle aynen uygulanamaz.

Bugün havzadaki su kullanımını tarım belirlemektedir. 2006'da havzadaki toplam 107 km³ su çekiminin 96 km³'ü, yani yüzde 90'ı sulamaya gitmiştir (FAO, 2012). Kalıcı tüketimin büyük bölümü tarlalardaki buharlaşma ve bitki terlemesidir. Sulamadan dönen yıllık 28–33 km³ drenaj suyunun yaklaşık yüzde 30'u ise buharlaşacağı doğal çukurlara gitmektedir (FAO, 2012). Bu, hesapla yılda yaklaşık 8–10 km³ eder ve 1960 öncesinde göle ulaşan nehir suyunun yaklaşık beşte biri kadardır. Kanallardan sızan suyun bir bölümü ise yeniden akarsulara döndüğünden tamamı havzadan kayıp sayılmaz.

Bu kalemler kısmen birbirini içerdiğinden toplanarak tek bir "toplam kayıp" rakamı elde edilemez. Güvenilir bir güncel bilanço için aynı yıla ait yağış, gerçek buharlaşma, su çekimi, dönüş suyu ve depolama değişiminin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Bu gereklilik, Tartışma bölümünde önerilen havza ölçeğinde su bütçesi yaklaşımının da temelini oluşturur.

4.3. Kurumayı doğuran nedenler

1950'lerin sonundan itibaren Sovyet yönetimi, pamuk ve pirinç üretimini büyütmek için iki nehrin sularını geniş sulama kanallarına yönlendirmiştir. Bu suyun döneme göre yüzde 25 ile 75'i kanallarda ve çölde kaybolmuştur (Micklin, 1988, 2007). Türkmenistan'daki Karakum Kanalı gibi Ceyhun'dan büyük miktarda su çeken projeler, verimsiz sulama, tarımsal kirlilik ve Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra ortak bir su politikası geliştirilememesi, kurumayı hızlandıran diğer etkenlerdir (Öğütcü, 2016; Yıldız, 2014).

Sonuçlar çok boyutlu olmuştur. Ticari balıkçılık çökmüş, Aralsk ve Muynak gibi kıyı kasabaları denizden onlarca kilometre uzakta kalmıştır. Kurumuş göl tabanı Aralkum adı verilen yeni bir çöle dönüşmüş; buradan kalkan tuz ve toz fırtınaları tarım alanlarını ve halk sağlığını etkilemiştir. Gölün ılımlaştırıcı etkisinin azalmasıyla bölgede yazlar daha sıcak ve kurak, kışlar daha soğuk hâle gelmiştir (Micklin, 2007).

4.4. Güncel durum: Aynı havzada iki farklı yol

Kuzey Aral. Kazakistan, Dünya Bankası desteğiyle Kokaral Barajı'nı inşa etmiş ve 2005'te tamamlamıştır (Micklin, 2007; World Bank, t.y.). Kazakistan resmî verilerine göre 2023'ten bu yana göle yaklaşık 5 milyar m³ su ulaşmış ve hacim 24,1 milyar m³'e çıkmıştır. Göl yüzeyi Şubat 2025'te 3.065 km²'ye ulaşmış, 22 balık türü geri dönmüş ve yıllık av yaklaşık 8.000 tona çıkmıştır. 2025'te başlayan ikinci aşama, hacmi 35 milyar m³'e çıkarmayı hedeflemektedir (Ismailov, 2025).

Güney Aral ve Aralkum. Güney Aral'ın büyük bölümü kurumuştur. Özbekistan, tuz ve toz fırtınalarını azaltmak için kurumuş göl tabanında 2024'e kadar beş yılda yaklaşık 1,7 milyon hektara sakseğil (Haloxylon) dikmiştir. Ancak fidanların tutma oranı kurak yıllarda yaklaşık yüzde 30'a düşmektedir ve uzmanlar yeni ekosistemin mevcut türler ile yerel arazi kullanımı üzerindeki etkileri konusunda uyarmaktadır (Mongabay, 2024).

Bugünkü Kuzey Aral, 1961'deki gölün yüzey alanının yaklaşık yüzde 5'i kadardır. Toparlanma gerçektir, ancak gölün eski hâline dönmesi anlamına gelmemektedir.

4.5. WEFE düğümü ve havza yönetişimi

Havzada doğal kaynaklar eşit dağılmamıştır (Tablo 3, Şekil 2). Yukarı havza ülkeleri kışın barajlardan su bırakarak elektrik üretmek, aşağı havza ülkeleri ise aynı suyu yazın sulama için kullanmak ister. Sovyet döneminde bu denge merkezden kurulan bir su-enerji takasıyla sağlanıyordu (Öğütcü, 2016).

Tablo 3. Yukarı ve aşağı havza ülkelerinin kaynak ve talep özellikleri

Yukarı havzaAşağı havza
ÜlkelerKırgızistan, TacikistanKazakistan, Özbekistan, Türkmenistan
Zengin olduğu kaynakSuDoğal gaz ve petrol
Suya en çok ihtiyaç duyduğu dönemKış (elektrik ve ısınma)Yaz (tarımsal sulama)

Kaynak: Öğütcü (2016) ve Yıldız (2014)'ten derlenmiştir.

Şekil 2. Aral havzasında su-enerji-gıda-ekosistem ilişkileri (şematik). Kaynak: Yazarın çalışması; veriler FAO (2012), Interfax (2026), Ismailov (2025), Kun.uz (2026), Öğütcü (2016) ve Yıldız (2014).

Düğümün bugünkü en büyük başlığı, Tacikistan'ın Vahş Nehri üzerinde inşa ettiği Rogun Hidroelektrik Santrali'dir. Altı adet 600 MW'lık üniteden oluşması planlanan santralin yılda yaklaşık 14,4 milyar kWh elektrik üretmesi beklenmekte; Dünya Bankası 2024 ve 2026'da projeye hibe desteği onaylamıştır (Interfax, 2026). Aşağı havza ülkeleri uzun süre barajın su akışı üzerindeki etkilerinden endişe duymuştur (Öğütcü, 2016).

Uzmanlar, havzanın yıllık su açığının 2040'a kadar yaklaşık 20 milyar m³'e çıkabileceğini öngörmektedir. Bölge tarımı 1 dolarlık katma değer için yaklaşık 3 m³ su kullanmaktadır; bu, dünya ortalamasının iki katıdır. Özbekistan'ın açıklamalarına göre pompa istasyonlarının yenilenmesi sulama sektörünün enerji tüketimini yaklaşık yüzde 30 azaltmıştır (Kun.uz, 2026). Bu veri, düğümün mantığını göstermektedir: Su tasarrufu aynı zamanda enerji tasarrufudur.

Havzanın temel bölgesel kurumu olan Uluslararası Aral Denizini Kurtarma Fonu'nun (IFAS) dönem başkanlığı 2027–2029 için Özbekistan'a geçmiştir; Özbekistan, Fon'un kurumsal ve hukuki yapısının güçlendirilmesini öncelik olarak açıklamıştır (Kun.uz, 2026). Literatür, sınır aşan havza kuruluşlarının su diplomasisine kurumsal bir "çapa" sağlayabilmesi için güçlü bir hukuki zemine ihtiyaç duyduğunu vurgulamaktadır (Schmeier ve Shubber, 2018). Su gerginliklerinin özellikle Fergana Vadisi'nde bölgesel istikrarı etkileyebileceği de dikkate alınmalıdır (International Crisis Group, 2014).

5. Tartışma: Mekânsal planlama için çıkarımlar

Bulgular, Aral krizinin temelinde teknik bir hatadan çok bir ölçü sorunu bulunduğunu göstermektedir. Pamuk üretimi hedefi tutturulmuş, ancak bu hedefin havzanın su bütçesi içinde kalıp kalmadığı sorulmamıştır. Kuzey Aral'ın toparlanması ise doğru mühendislik müdahalesi, finansman ve havza içi iş birliği bir araya geldiğinde doğanın karşılık verdiğini kanıtlamaktadır. Bu iki sonuçtan mekânsal planlama için altı çıkarım elde edilmektedir:

  1. Planlama birimi havzadır. Su idari sınır tanımaz. Aral'ın kuruması, havzanın tamamında verilen kararların en sondaki sonucudur. Kararlar ülke, il ya da ilçe sınırlarına göre değil, havzanın bütününe göre verilmelidir.
  2. Önce envanter, sonra karar. Havzanın su, toprak ve ekosistem kapasitesi ölçülmeden arz-talep dengesi kurulamaz. Su bütçesini aşan bir kalkınma planı sürdürülemez.
  3. Sektörler aynı paftada buluşmalıdır. Su, enerji, tarım ve doğa politikaları ayrı masalarda yazıldıkça birbirini boşa çıkarır. Mekânsal plan, bu politikaların uzlaştığı ortak zemindir.
  4. Yavaş ilerleyen tehlike erken görülmelidir. Glantz'ın (1999) vurguladığı gibi Aral bir gecede kurumamıştır. Sürekli izleme ve erken uyarı sistemleri, küçük görünen kayıpların birikmesini önler.
  5. Ortak kurum, ortak veri. Sınır aşan havzalarda başarı, kıyıdaş ülkelerin aynı veriye bakıp güçlü bir kurumsal çatı altında karar vermesine bağlıdır (Schmeier ve Shubber, 2018). Kuzey Aral'ın başarısı bile yukarı havzayla iş birliğine dayanmaktadır.
  6. Onarım da ölçü ister. Kurumuş göl tabanını ağaçlandırmak değerli bir çabadır; ancak yeni bir ekosistem kurarken de taşıma kapasitesi ve yerel halkın yaşamı gözetilmelidir.

Bu çıkarımlar yalnızca Orta Asya için geçerli değildir. Yeraltı suyunun hızla azaldığı kapalı havzalar, kuraklık baskısı altındaki tarım bölgeleri ve sınır aşan nehir havzaları, Aral'ın erken evrelerine benzeyen süreçler yaşayabilir. Aral'ı kalıcı bir örnek kılan da budur.

6. Sonuç

Aral krizi, sektörel bir hedefin bir havzanın bütün dengesine nasıl zarar verebileceğini gösteren en açık örneklerden biridir. Göl yarım yüzyılda hacminin onda dokuzundan fazlasını kaybetmiş; geride bir çöl, çöken bir geçim ekonomisi ve çözülmemiş bir yönetişim sorunu kalmıştır.

Ancak Aral'ın hikâyesi yalnızca bir kayıp hikâyesi değildir. Kuzey Aral'ın kısmen toparlanması, krizin bir karar anı olduğunu ve doğru kararlarla sonucun değişebileceğini göstermektedir. Aynı havzada Güney Aral'ın çöle dönüşmesi ise bir kez kaybedilen dengenin kolayca geri getirilemeyeceğinin kanıtıdır.

Mekânsal planlama açısından temel sonuç şudur: Talebin sınırı yoktur, kaynağın sınırı vardır. Bu sınırı tanımak ve ona göre ölçü koymak, tek bir bireyin ya da kurumun değil, havzayı paylaşan tüm toplumların ortak sorumluluğudur. Plan, bu ortak ölçünün mekâna indiği araçtır.

Gelecek çalışmalar için iki alan öne çıkmaktadır: Aral havzası için su bütçesine dayalı bir mekânsal planlama çerçevesinin geliştirilmesi ve kıyıdaş ülkelerin ortak kullanabileceği açık bir mekânsal veri ve izleme altyapısının kurulması.

Kaynakça

Önerilen Atıf (APA 7): Doğan, N. (2026, 5 Kasım). Aral krizi: Ölçüsünü kaybeden bir havzanın mekânsal planlamaya yansımaları. ND İmar A.Ş. https://ndimar.com.tr

Bu makale Türkçe, İngilizce ve Özbekçe olarak yayımlanmıştır.

© 2026 Nadir Doğan, ND İmar A.Ş. Makalede kullanılan üçüncü taraf görselleri ilgili kaynaklarına aittir.