المستجدات · 8 نوفمبر 2026 · اليوم العالمي للتخطيط العمراني
Mekânın Hakkını Vermek
بيان اليوم العالمي للتخطيط العمراني، 8 نوفمبر 2026 · نادر دوغان
هذا البيان منشور باللغة التركية فقط.
Gündem
8 Kasım 2026 Dünya Şehircilik Günü'nde dünya gündemi; milyarlarca insanı etkileyen konut krizini, afetlere ve iklim değişikliğine dirençli kentleri, mevcut dokunun yenilenmesini ve küresel taahhütlerin kentlerde hayata geçirilmesini aynı denklemde ele almaya başlamıştır.
Ancak bu gündem hâlâ krizlerin peşinden giden ve bağlayıcılığı zayıf taahhütlerle yürüyen bir yapıdadır. "Ne kadar inşa edelim" sorusu tartışılmakta, oysa toplumların yaşam kalitesi artmamaktadır. Aksine savaşlar, bölgesel krizler ve çevreye verilen tahribat, gelecek beklentisini içinden çıkılmaz hâle getirmektedir.
Bu yıl 8 Kasım Dünya Şehircilik Günü 50. Kolokyumu ve 10. Türkiye Şehircilik Kongresi'nin ana teması "Miras, Mücadele, Umut"tur; yani geçmiş, bugün ve gelecek. Kongre gündemindeki başlıklar şöyle sıralanabilir: Miras ve Mücadele; İklim Değişikliği ve İklime Dirençli Kentler; Konut Erişilebilirliği ve Sosyal Eşitsizlikler; Demokratik Katılım ve Yerel Yönetimler.
Türkiye'de şehircilik gündemi ise iki uç arasında sıkışmış durumdadır: Bir tarafta danışmadan karar veren bir yönetim anlayışı, diğer tarafta öneri sunmadan karşı çıkan bir eleştiri geleneği.
TMMOB Şehir Plancıları Odası, 2026 Dünya Şehircilik Günü Bildirgesi'nde planlamanın bilimsel, kamusal ve demokratik niteliğini savunuyor. Oda, şehir plancıları üzerindeki idari ve yargısal baskıları ve yerel yönetimlerin yetki ve mali kaynaklarının kısıtlanmasını eleştiriyor; mesleki bağımsızlık, güvenceli çalışma, nitelikli eğitim ve genç plancıların istihdamı için çağrı yapıyor. Bildirgenin öne çıkan eleştirilerinden biri, afetlere hazırlık ertelenirken afet sonrasındaki başarının inşaat hızı ve konut sayısıyla ölçülmesi. Oda, afet risklerini azaltmanın ve iklim değişikliğine uyumun kent ve kırda planlara, kamu yatırımlarına ve bütçelere yansımasını istiyor. Ayrıcalıklı imar kararları, imar afları ve plansız yayılma karşısında ise su havzalarının, ormanların, meraların ve tarım topraklarının gelecek kuşaklar için korunmasını savunuyor.
Sonuç, herkesin kendi bildiğini okumasıdır. Şikâyetler ve yakınmalar sonuç getirmiyor; bundan da ders almıyoruz. Bu nedenle bazı soruları önce kendimize sormalıyız:
Genç plancıların istihdamından daha büyük sorun, üniversitelerin bu bölümlerinden mezun olan gençlerin sayısının ihtiyaçtan fazla olması olabilir mi?
İdeolojinin, meslek sorumluluğunun ve içinde bulunduğu toplumun değer yargılarının önüne geçerek sorunlara çözüm üretmeyi engellemesi olabilir mi?
Kendi üyeleriyle konsensüs sağlayamamış, yönetimini üyeleriyle buluşturamamış meslek odalarının demokrasiden, haktan ve hukuktan bahsetmesi ne kadar dürüsttür?
İçinde bulunduğu durumdan şikâyet eden meslek odalarının ülkenin ve insanlığın çıkarlarını savunması bir çelişki değil midir?
Peki idareler? Başarıyı rakamlarda gösteriyor, algı ile yönetiyor. Oysa başarı istatistikî olduğu kadar insani de olmalıdır. Gelir dağılımındaki eşitsizlik, konut kiraları, ulaşım sorunları, gıda güvenliği ve en önemlisi gelecek kaygısı; doğal kaynakların tahribatı ile doğal ya da yapay afet risklerinin hayatımızın her anında varlığını hissettirmesi, başarının göstergeleri olmamalı mı?
Ölçü ve Sorumluluk
Planlamayı geleceğimizi düzenlemek için yapıyoruz. Mikrodan makroya birbirine bağlı bir düzenin içindeyiz. Toprağın içindeki canlılık bitkinin gelişmesini, bitki örtüsü suyun toprakta tutulmasını, havzanın bütünü de yerleşimlerin ve üretimin geleceğini etkiler. Bu ilişkileri bilimsel olarak sistem yaklaşımıyla incelerim; inanç dünyamda ise bu bütünlüğü ilahî nizamın bir parçası olarak görürüm.
Buradan mesleki sorumluluğun ötesine, ahlaki bir düzleme geçmek istiyorum: Plancı olarak sorumluluğum, müdahalelerimizin sonuçlarını öngörmek ve hayatın devamını sağlayan ilişkileri gözetmektir.
Taleplerimiz sınırı olmayabilir; ancak kaynakların bir sınırı vardır. Ölçüyü; havzanın su bütçesine, toprağın niteliğine, canlıların yaşam alanlarına ve gelecek kuşakların payına bakarak koymalıyız. Bu sınırlar içinde, herkesin temel ihtiyaçlarını karşılayabileceği adil bir paylaşımı gözetmeliyiz.
İsraftan kaçınmak bu ölçünün önemli bir parçasıdır. İhtiyaç ortaya konmadan yeni gelişme alanları açmak, arazi ve altyapı kaynaklarını tüketir. Yer seçimi, yeniden kullanım ve yatırım öncelikleri belirlenirken bu maliyetlerin de hesabını tutmalıyız.
Rahmetli Necmettin Erbakan Hoca'nın "Hakkı Üstün Tutmak" sözünü, kendi mesleki ve ahlaki anlayışımda geniş bir sorumluluk olarak okuyorum. İnsanın güvenli yaşama hakkıyla birlikte suyun akışını, kuşun uçup yuva kurabileceği alanı, toprağın canlılığını, ağacın, böceğin ve çiçeğin yaşam koşullarını da gözetmesi gerektiğine inanıyorum.
Bunun plan üzerindeki karşılığı somuttur: Dereye akabileceği alanı bırakmak, verimli toprağı korumak ve canlıların yaşam alanları arasındaki bağlantıları sürdürmek de bizim kararlarımızla ilgilidir.
Asr suresinde, iman ve salih amelle birlikte birbirimize hakkı ve sabrı tavsiye etmemiz hatırlatılır. Bu çağrının mesleki karşılığını; gerçeği araştırmakta, bulguları açıkça paylaşmakta, yanlış kararları gerekçeleriyle eleştirmekte ve doğruyu uygulamak için gereken emeği sürdürmekte görüyorum.
Somut Öneriler
İş başa düşünce bir şeyler yapıyoruz; oysa planlama, olacaklara önceden hazırlıklı olmayı düzenler. Eklentilerle oluşturulan mevcut imar mevzuatının bizi, teknolojinin ve iletişimin hızla değiştirdiği geleceğe taşıması mümkün değildir.
Bu 8 Kasım'daki somut önerim:
1. Yeni bir imar mevzuatı. Üniversitelerimizin, odalarımızın ve görüşü olan tüm kurum ve kuruluşlarımızın geniş bir paydaş zemininde konsensüs sağladığı, uluslararası sorumluluklarımızı da kapsayan, iyi işleyen örnekleri de analiz ederek hazırlanmalıdır.
2. İmara bağlı mülkiyet. İmara bağlı mülkiyete ilişkin mevzuat gözden geçirilmelidir.
3. Ülke planı. Uluslararası taraf olduğumuz sözleşmeleri, ulusal planları, ulusal strateji belgelerini, eylem planlarını, yol haritalarını ve kurumların görüşlerini dikkate alan; uluslararası yatırımları, ülkenin stratejik konumunu, çevresel kaynakları, sosyal ve ekonomik yapıyı mekânda bütünleştiren bütüncül bir ülke planı yapılmalıdır. Türkiye'de bu yönde "Ülke Mekânsal Strateji Planı" çalışmaları başlatılmıştır; planın amacı, kalkınma ve büyüme hedefleriyle mekânsal stratejileri uyumlu hâle getirmektir.
4. Havza planları. Ülke planında ekolojik ve ekonomik bütünlük taşıyan havzalar ve planlama ilkeleri belirlenmeli; havza planları hazırlanmalıdır. Türkiye'de Havza Yönetim Planları, su kaynaklarının havza ölçeğinde bütüncül ve sürdürülebilir yönetimini sağlayan yasal bir araç olarak düzenlenmiştir; planların arazi kullanımı, tarım ve yerleşme kararlarını da bütünleştirmesi gerekmektedir.
5. Ölçek hiyerarşisi. İdari bütünlük taşıyan mekânsal planlar, ülke ve havza planlarına göre oluşturulmalıdır. Alt ölçekli mekânsal planlarda ölçekler arasındaki hiyerarşi, meslekler arası disiplinler de dikkate alınarak mevzuatta yeniden kurulmalıdır.
6. Uygulama, maliyet ve dönüşüm. Planın ölçeğine göre uygulama etapları, maliyetler ve ekonometrik analizler yapılmalı; mekânsal dönüşümle birlikte sosyal ve ekonomik dönüşümler de değerlendirilmelidir. Karar verme, uygulama ve izleme süreçlerinde dijital ikiz üzerinden paydaşların katılımı sağlanmalıdır.
7. Altyapı. Planlama yalnızca arazi kullanımı değildir. Alan kullanımının gerektirdiği su, kanalizasyon, yağmursuyu, elektrik, ulaşım, gaz ve telekomünikasyon gibi tüm altyapı ihtiyaçları, pek çok ülkede olduğu gibi plan kararlarına işlenmelidir. Mevzuat, teknik altyapı planları ile imar planlarının birlikte ve koordineli hazırlanmasını öngörmektedir; ancak uygulamada bu bütünlük sistematik olarak sağlanamamaktadır.
8. Üç boyutlu şehir modelleri. Şehrin kimliği ve siluetine ilişkin çalışmalarla birlikte, geleceğin yerleşimleri için üç boyutlu şehir modelleri oluşturulmalıdır.
Çağrı
Bu 8 Kasım'da meslektaşlarıma çağrım, bu ölçüleri kendi çalışmalarımızdan başlayarak uygulamamızdır. Bir sonraki Dünya Şehircilik Günü'nde, hangi kararları bu ölçülerle gözden geçirdiğimizi ve kentte, kırda, havzada neyi iyileştirebildiğimizi birlikte konuşalım.
Nadir Doğan
Şehir Plancısı · ND İmar Yönetim Kurulu Başkanı
Kaynakça
TMMOB Şehir Plancıları Odası. (2026). 8 Kasım Dünya Şehircilik Günü 50. Kolokyumu ve 10. Türkiye Şehircilik Kongresi Programı. İstanbul: TMMOB ŞPO. Erişim: https://www.tmmob.org.tr
Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği. Md. 7: Teknik altyapı planları ile imar planlarının birlikte ve koordineli hazırlanması. Erişim: https://faolex.fao.org/docs/pdf/tur172083.pdf
T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı. (t.y.). Mekânsal Strateji Planına Neden İhtiyaç Duyuldu? Erişim: https://mekansalstrateji.csb.gov.tr
Havza Yönetim Planlarının Hazırlanması, Uygulanması ve Takibi Yönetmeliği. (2012). Resmî Gazete, 17 Aralık 2012, Sayı 28444. Erişim: https://www.mevzuat.gov.tr
UN-Habitat. (2026). World Cities Report 2026: The Global Housing Crisis: Pathways to Action. Nairobi: United Nations Human Settlements Programme. Erişim: https://unhabitat.org
Demir, E. ve Alp, E. (2025). "A framework for assessing the circular economy potential in the water and agriculture sectors in Türkiye through the water-energy-food-ecosystem nexus." Sustainable Production and Consumption, 54. https://doi.org/10.1016/j.spc.2025.01.009
Su Çerçeve Direktifi kapsamında Havza Yönetim Planları. (2012). Resmî Gazete, 17 Aralık 2012, Sayı 28444. (Havza Yönetim Planlarının Hazırlanması, Uygulanması ve Takibi Yönetmeliği ile birlikte değerlendirilmelidir.)